Berlin’deki Liberal Camii yada günümüzdeki Mescidi Dırar (zarar mescidi)

0
7381

İslam dini yeni bir saldırıyla karşı karşıya. Bu saldırının mimarları bunu resmi olarak 8-10 yıldır planlıyorlar. Ama tarihsel süreci çok daha eskiye dayanıyor. Bu saldırı atalarının saldırılarının benzeri olmakla birlikte etki gücü açısında çok daha kapsamlı bir saldırı. Ama sadece yolun başındalar ve bunun için müslümanların suskunluğu yeterli.İslamın hoşgörü ve rahmet dini olduğu söyleminin arkasına saklanarak ve Işid gibi örgütlerin bıraktığı kötü izlenimin etki gücünü de arkalarına alarak İslam’a büyük bir Tsunami darbesi vurmak için Berlin’de,Freiburg’da ve ardından diğer Avrupa şehirlerinde yapılmaya çalışılan Liberal Camii. Dini terminolojide Peygamber sav döneminde Abdullah bin Übey bin Selül’ün dayısı oğlu Ebu Amir Rahib Abdi Amr bin Seyfinin Medine’ye 10 km uzaklıkta bulunan Kuba mescidinin karşısında yapılan Mescidi Dırar ( zarar mescidi) ‘ nin günümüzdeki vücut bulmuş hali.

 

Türkiye’nin yoğun ve şaşaalı gündeminin arasında geçen haziran ayında Avrupa’nın göbeğinde Almanya Berlin’de bir camii açıldı. İbn-i Rüşd Goethe Camii. Diğer ismiyle Liberal Camii. Diyanet İşleri Başkanlı’ğı hemen ve yerinde bir tepki verdi: ”İbn-i Rüşd Goethe Camii’ni ‘İslam’ın temel prensiplerini hiçe saymaktadır” denildi.1Akabinde olayın Fetö örgütünün bir projesi olduğunu söyledi. Galiba Diyanet İşleri olayı Fetö ile ilişkilendirerek bu camiyi kısa yoldan kapatabileceğini düşünerek etkili hızlı ve pratik bir yol tercihediyor. Türkiye’de Fetö ile ilişkili denilince verdiği etkiyi  Avrupa’da da vereceğini sanıyor.Oysa Diyanet,Fetö’cü darbecilerin arkasında batının ve özelde Almanya’nın büyük desteğinin olduğunu ve Almanya’nın binlerce Fetö’cüye sığınma hakkı verdiğini ve onları desteklediğini unutuyor. Bu ister Fetö piyonun işi olsun ister başka piyonların.(ki bu çok daha büyük bir planın parçası) Kuklaya değil kuklacıya bakılması gerektiğini görmemiz lazım. Hatta bu aşamada bu meseleyi Fetö ile ilişkilendirmek , Fetö’ye sahip çıkan Avrupa’da bu meseleyi çözmek bir yana dursun onların bu camiye desteklerini arttırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Ki zaten finansörleri ve fikir babaları bi-zâtihi batının kendisi iken Diyanet’in bu meseleye karşı İslami argümanlar geliştirerek bir mücadele vermesi gerektiğinin farkına varması lazım.

 

Bu arada Diyanet’in bu tepkisine Almanya’dan tepki gecikmedi tabiiki. Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Schäfer “Almanya’da yaşayan insanların, dinlerini özgürce yaşama ve düşüncelerini ifade etme haklarını engellemeyi hedefleyen açıklamalara net bir şekilde karşı olduklarını ve İnsanların dinlerini, nerede, nasıl, ne zaman ve ne şekilde yaşayacakları devletin işi değildir dedi. Din özgürlüğünün anayasal bir hak olduğuna dikkat çeken sözcü, Federal Hükümet’in bu hakkı korumak için çaba gösterdiğini “ ifade etti.2

Yani kuklacılar desteklerini açık ve kalıcı bir dille ifade etmiş oldular.

 

Şimdi gelelim bu kadın ne istiyor nasıl bir islam istiyor kısmına.Yada bu piyonun arkasındaki güçler İslam’ı nasıl bir şekle sokmak istiyorlar ona bakalım.

 

Bu camiinin kurucusu Türkiye doğumlu avukat ve insan hakları aktivisti Seyran Ateş, Berlin ve Freiburg’un ardından Londra’da da bir liberal cami açmayı planlıyor. Köln’den de bir talep gelmiş. Hatta Norveç Oslo’da da benzeri bir camii açılışı yapılmış.6 Almanya’nın başkenti Berlin’de haziranda İslam’ın her mezhebinden kadın erkek ve LGBT’lerin hep birlikte ibadet edebildiği liberal İbn Rüşt-Goethe Camii’ni açan müslüman(!) feminist Seyran Ateş, Freiburg’un ardından Londra’da da bir liberal cami açmayı planlıyor. Bir yıl içinde açılması planlanan cami için Londra’ya keşfe giden Ateş, niyetinin tüm Avrupa başkentlerinde bir liberal cami açmak olduğunu söylüyor: “Bu yalnızca benim fikrim değil. Bu bir hareket, bir devrim. Dünya çapında milyonlarca destekçimiz var.”3

Peki başka neler söylüyor bu kadın.

“Şeriat, kadın haklarına karşı açılmış bir savaştır, başka bir şey değil. “3

“Tesettür , kadının nesneleştirilmesinin ve cinselleştirilmesinin bir yansıması” ve “İslam’da kadınların başını örtme zorunluluğu olduğuna dair bir teolojik bir iddia, Kuran’ın en muhafazakar yorumunda bile yok. Bu erkeğin sözüdür: ‘Bu benim malım, bu yüzden onu örtüyorum’ demektir” diyor.3

“İnsanlar modern, barışçıl, liberal ve toleranslı inançlarını yaşamak istiyor, siyaseten bölücü vaazlar değil. Sözgelimi gelen Müslümanlardan biri birçok vaazda öne çıkan nefret ve geri kalmışlıktan korktuğu için geldi. İslam’ın ülkelerinde radikal bir şekilde aktarımı nedeniyle ülkelerini terk eden göçmenler de bizimle temas kurdu. Suriye’deki imamların Almanya’dakinden daha bağımsız bir şekilde vaaz verdiklerini söyledi. Caminin kapıları, burka ve peçe takanlar dışında herkese açık” ifadelerini kullanmış”2Ve caminin açılışına Yahudi, Hristiyan, eşcinsel grupların temsilcileri de katılmış.

İlginç olan Liberal olduğunu iddia eden bu kadın burka ve peçe takanlara camilerinin kapalı olduğunu söylüyor. Yani sadece bu ifade bile asıl niyetin ne olduğunu çok iyi ortaya koyuyor.

Ben meselenin İslami delillerini anlatmayacağım, zaten bu konuda yazılmış binlerce yazı ve delil var. Kadın erkek karışık namaz kılmak şöyle dursun.Bir kadının yüzü mahrem midir değil midir gibi fıkhi tartışmaları da bir kenara bırakırsak örtüyü emreden ayetlerin en hafif yorumuyla bile el ve yüz hariç kadına örtünmenin farz olduğunu belirten Ahzap suresi:59 ve Nur suresi: 31. ve 60. ayetleri biz müslümanlar için açık delillerdir.

Benim dikkat çekmek istediğim noktalar, bu Liberal Camii tutar mı? Tutarsa niçin tutar? Biz müslümanlar bu tehlikenin farkında mıyız?

Tüm bunları anlayabilmek için tarihe bakmamız gerekecek. İslam ile küfr arasındaki savaşın tarihini 1400 yıl ile sınırlayanlar olduğu gibi aslında bu savaş’ın Hz Adem’den beri süregelen hak-batıl savaşı olduğunu her bilinçli müslüman bilir.

Günümüzde gerçekleşen bu mücadelinin iç yüzünü anlamak için tarihsel perspektiften bakmamız lazım. Bunlardan biri Mescidi Dırar hadisesi iken. Asıl Şeytan ve nefsin doymak bilmeyen arzu ve isteklerini anlamak için biraz daha geriye Hz. Şit dönemine bakmamız lazım. Liberal Camii olarak vücut bulmuş olan şeytanın oyunlarının tarihsel mizansenine bakmamız gerekecek.

Hz. Adem ve oğulları hakkındaki bilgilerimiz çok kısıtlı kaynaklara dayanır. Bu kaynaklarda anlatıldığına göre Hz Habil kardeşi Kabil tarafından öldürülmesinden sonra Hz Adem çok üzüldüğü için Allah ona bir oğul verir. Hz. Şit kelime anlamıyla hediye anlamına gelir. Hz Adem’e Allah’ın lütfundan bir hediye salih evlat. Hz Şit Allah’ın emir ve yasaklarına riayet eden muttakilerdendir. Ve bunlar dağlık bir kesimde yaşarlar. Kabil’in soyu ise düzlüklerde yaşarlar. Şeytan bir gün bir çocuk kılığına girerek bir demircinin yanın çırak olarak başlar.Ve demirciye yada kendisi demircide ,demirden bir boru yada fülüt yapar.Bunu kabil soyunun yaşayanlarının arasında çalmaya başlar ve insanlar bu ahenkle ve cezbedici sesin etrafında toplanırlar ve dans etmeye başlarlar. Hz Şit’in dağlık kesimde yaşayan kavminden bu sesi duyanları da yavaşça sese doğru giderler.Rivayetlere göre Kabil’in kavminin kızları güzel erkekleri değilken. Habil’in erkekleri güzel kızları değildir. Habil’in yani Şit as’ın kavminin erkeleri sesin etrafında toplanan kalabalığın yanına gelince yakışıklı erkekler ile güzel kızlar arasında bir çekim olur.Bu çekim müziğin ve dansın etkisiyle. Zinaya dönüşür. Ve daha sonraki aşamalarda şirke kadar varır.

 

Bu hikayede anlatılan rivayetlerin doğruluğunun analizini işin hadis ve dinler tarihi uzmanlarına bırakarak. Sadece bu olayı ve sonuçlarını anlamaya çalışırsak: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytanın adımlarına uyarsa, bilsin ki o hayâsızlığı ve kötülüğü emreder…” Nur-21 ayetinde çok bariz ifade edildiği gibi şeytanın oyunlarına uymanın kişiyi götüreceği sonuç hüsrandır. Ama şeytan burada şeytanın oyunlarını icra edebileceği ve ihtiyaç duyduğu ilk şeyin “bir ortam” olmasıdır. Yani kadın ve erkeğin bir araya toplanmasını sağlayacak bir ortam bunu da sesin cezbeci ahengiyle yapar.Artık bu aşamadan sonra günahların gelmesi kaçınılmazdır.Adım adım, ufak ufak bunu gerçekleştirir şeytan. O insanın nefsi ve şehvi doğasını çok iyi bilir.

 

“Sonra, elbette onlara, açıkça ve sinsice, önlerinden, sağlarından, sollarından, arkalarından, kuvvetli ve zayıf taraflarından, iyilikleri ve ahlâkî davranışları arasından bunların savunuculuğunu ve sözcülüğünü yaparak sokulacağım. Sen onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın dedi.” Araf-17

 

Onun yolundan giden yol arkadaşları da çok iyi bilir bunu. Dikkat edilirse Liberal Camii dini ritüellerini uygulayacak kadın ve erkeğin tamemen karışık olduğu bu ortamı aynen Hz. Şit döneminde şeytanın uyguladığı gibi yapmaya çalışmaktadır. Şöyle düşünülebilir zaten günlük ve sosyal hayatta erkek ve kadın içiçedir.Hatta müslüman ülkelerde bile böyledir. Peki Batı’nın buna ne ihtiyacı var. Zaten istedikleri gibi yaşamıyolar mı? Bunu kendi kliselerinde olduğu müslümanların camilerine de taşıyarak dini anlamında koparıp içi boş bir din yapmak istiyorlar. Üç Dinin aynı ortamda buluştuğu bir yer hayali aslında taşeronları Fetö’nun da yıllardır yapmaya çalıştığıdır. Orta Asya’da Fetö eliyle açılan okullar ve bu sayede yayılan din anlayışı için  CIA raporlarında “Amerika, F.G. sayesinde Orta Asya’ya bomboş bir İslamiyet götürdü”denilmektedir.4 İçi bomboş bir din. Savaşlarda klasik bir taktik vardır. Eğer bir düşmanı yenemiyorsanız onu itibarsızlaştırırsınız. Böylece kimse o liderin yada ideolojinin,inancın peşinden gitmez. Batı önce Işid’i çıkararak islam’ı itibarsızlaştırdı. Bahoz Erdal’ın yardımcılarından olan ve saf değiştirip şu an Suriye muhalifeti içinde mücadele eden Kerem Berti ile yapılmış olan bir röportaj’da Işid’in nasıl kurulduğuna dair bir detay da var. 2013 Gezi parkı olayları sırasında PKK adına ingiliz istihbaratı ile İstanbul’da görüşen Kerem Berti ajanların sohbet arasında şöyle dediğini anlatıyor: 

 

“Türkiye Direktörü’ne bir ara sohbet içinde hizb ut tahrir den duyduğum hilafet meselesini sordum. Şöyle dedi ”O kolay hilafeti biz kuracağız.”, -”Peki nasıl olacak?” dedim. O  da -”Orta doğu da bir hilafet devleti kaçınılmaz, şimdi bizler onlardan önce davranıp bir hilafet kuracağız ki, sonra hem orta doğu yeni bir serüvene girecek, hem de ABD yanlısı hükumetler iyi bir ders alacak.Üstelik Müslümanlar hilafetten nefret edecekler.” .Sonra 1924’ de Britanya Dışişleri bakanın sarf ettiği şu sözleri söyledi ”Kürtler inatçı ve aşiret yapıları güçlü olan bir millet ve dinlerine çok bağlılar. Önce onların aşiret yapıları dağıtılmalı, sonra İslam dan uzaklaşmaları sağlanmalı. PKK aşiret kısmını büyük ölçüde halletti ama din konusunda başarısız oldu. Şimdi bizim kuracağımız hilafet devleti din konusunu da halledecek. Hem Kürtler hem de milyonlarca Müslüman o dinden uzaklaşmak zorunda kalacak.”5

 

Işid ile itibarsızlaştırma aşamasını halleden batı. Kendilerine karşı duran her muhalif sesi ötekileştirip,şeytanlaştırarak kolaycak yaftalayıp terör ile ilişkilendirebilecekler. Bu camii aşaması ise ikinci safha olan İslam’ın için boşaltma aşaması. Ama öncelikli hedef Avrupada yayılan islam’ın hızını ivedi bir şekilde kesmek yada amacından koparmak ve yönünü değiştirmek. Bu çok klasik bir savaş taktiğidir. Ünlü çinli general Sun Tzu’nun dediği gibi: “Bir düşmanı yenemiyorsan onun savaşma amacını ve arzusunu değiştir”

 

“Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan ve demografik araştırmalar yapan Pew Research Center‘ın tahminlerine göre, İslam dini, önümüzdeki 35 yıl içerisinde en hızlı yayılan din olmaya devam edecek. Pew’in araştırmasına göre Hrıstiyanların sayısı 2050 yılına kadar değişmeden dünya nüfusunun yüzde 31,4’ünü temsil etmeyi sürdürürken Müslümanların oranı yüzde 23,2’den yüzde 29,7’ye yükselecek. Yine de 2050 yılında Müslümanların toplam sayısı, yaklaşık 2 milyar 760 milyon ile yaklaşık 2 milyar 920 milyonluk Hrıstiyan sayısının altında kalacak.” 7

 

Avrupa’da son 20-30 yıl içinde İslam hızlı bir şekilde yayılıyor. Bu ise yaşlanan ve manevi olarak çöküşte olan avrupa devletlerini korkutuyor. İstatistiksel veriler Avrupa’nın çocuk yapmadığını evlilik müessesinin çöküşte olduğunu ve 2050 yılında her üç Avrupalıdan birinin 65 yaşın üzerinde olacağını gösteriyor.8Avrupa Birliği Komisyonu da, 2050 yılına kadar birliğe 20 milyondan fazla kalifiye göçmenin gerekeceğini söylüyor.8Göstergeler kalife içşi ve çalışan ihtiyacının göçmenlerden karşılanması gerektiğini aksi halde ekonomik büyüme hedeflerinin gerisinin gerisinde kalınacağını gösteriyor. Sadece Almanya’da 95 bin mühendise ihtiyaç var8 ve çocuk yapmayan Almanya ve Avrupa bu ihtiyacı kendi insanlarından karşılayamıyor.9 Yani Avrupa daha az avrupalı ve daha çok oryantal bir nüfüsa sahip olacak. Bir de buna hızla yayılan islam eklenince bu tür Liberal Camii hamlelerinin gerekçelerini izah ediyor. Avrupa’ya gelecek olan her göçmen kendi inancıyla gelecek ve göçmen ihtiyacının en hızlı karşılanabileceği ülkeler yine batının sömürdüğü fakir müslüman ülkeler. Yada Türkiye gibi gelişmekte olan müslüman ülkeler. Durum böyle olunca şimdiden yüzleşmek zorunda kalacakları müslüman göçmen meselenin dini inanç yapısını kendi kreterlerine uygun olacak hale getirmek istiyorlar. İslam dinini kontrol edebileceği içi boş liberal bir anlayışa oturturlarsa Avrupa’ya gitmek isteyen her müslüman göçmene soracakları soru liberal islam’ı benimsiyor musun olacak? Yada Avrupa’da liberal bir camii’de mi namaz kılmak istersin yoksa diğer camide mi . Değilse neden? gibi avrupaya kabul sırasında hatta sıradan bir turistin alacağı vize sırasında bu tür sorularla karşı karşıya kalınacak. Bunlar hemen olmayacak ama adım adım, ufak ufak o safhaya gelinecek tıpkı Hz. Şit as döneminde şeytan’ın insanları adım adım ve yavaş yavaş günah çekerek Allah’ın emir ve yasaklarından koparma taktiklerini uyguladığı gibi. Daha ileri safhalarda orada doğmuş büyümüş olan müslüman asıllı avrupa vatandaşlarına da bu dayatılacak. Liberal Camilere gidenler vatan sever başka camilere gidenler ise şeyanlaştırılıp, ötekileştirilerek vatan haini hatta terörist ilan edilecek. Çok mu uçuk ve komplo vari oldu bu cümleler? Bunların olmasını anlamak için olmasını beklemeye gerek yok. Çünkü Avrupa Türkiye’yi 60 yıldır niçin kapısında bekletiyorsa. Kendi içindeki müslümanları da izolasyon ve asimilasyon yoluyla etkisizleştirmek zorundadır. Bunu yapması varlığının devamı için elzemdir. Avrupa bir 50 yıl sonra hala batılılar tarafından yönetilmek isteniyorsa bunu gerçek islami bilince sahip göçmenlerin gelip ülkelerinde söz sahibi olabilecekleri yerlere gelmesine müsaade ederek başaramaz ancak içi boşaltılmış bir islam anlayışına sahip müslümanlar sayesinde ve tabiki kendi batılı değerlerine entegre olmalarıyla başarabilir.İlk önce Avrupa’yı müslümanlardan kurtarmak birinci öncelik iken buna paralel olarak islam ülkelerinde de bu tür camilerin açılması için mücadele verecekler. Peki bunu hangi müslüman ülke kabul edecek zaten müslüman ülkelerin başında olan kukla yöneticiler bunu onlar için yapacak.

Günümüzdeki Mescidi Dırar olan bu  Liberal camii’nin  Peygamber  sav kendi döneminde gerçekleşen dırar mescidi vakasına nasıl bir tepki vermişti kısaca ona da değinelim.Münafık,müşrik,hristiyan kısaca karmakarşık olan Abdullah bin Übey bin Selül’ün dayısı oğlu Ebu Amir Rahib Abdi Amr bin Seyfi Medenin 10 km uzağında bulunan Kuba mescidinin karşısına bir mescid yaptırır.

 

Peygamber efendimiz, Tebük’e gitmek üzere hazırlandığı sırada, Dırâr Mes-cidi’nin kurucularından beş kişilik bir hey’et gelerek; “Yâ Resûlallah! Kış gecesinde ve yağmurlu zamanlarda hasta ve hacet sahibi olanların namaz kılmaları için bir mescid yaptık. Sel geldiği zaman vâdi, Kubâ Mescidi cemâati ile aramıza engel oluyor. Namazımızı kendi mescidimizde, sel çekilip gidince de onlarla birlikte kılacağız. Senin gelip mescidimizde bize namaz kıldırmanı arzu ediyoruz” derler.

Peygamberimiz de; “Ben, şimdi sefere çıkmak üzere meşgul bulunuyorum. Seferden dönüp gelecek olursak ve Allah da dilerse, yanınıza gelir, onun içinde size namaz kıldırırız” buyurur.Peygamber sav, Tebük’ten dönüp Medine’ye gelirken, Zi-Evân denilen yerde konaklar. Bu sırada Dırâr Mescidi kurucuları yâni münafıklar, gelip Peygamberimizi mescidlerine götürmek isterler.Münafıkların bu davetini kabul buyurarak gitmeye karar vermişken. Allahü teâlâ Tevbe sûresi 107-110. Ayetlerini indirir ve Dırâr Mescidi ve bu mescid halkı hakkında işin iç yüzünü bildirir.10

“Bir de zarar vermek, mü’ minlerin arasına ayrılık sokmak için ve bundan önce Allah ve Resulü ile harb edenin gelmesini beklemek için bir binâ yapıp, onu mescid edinenler ve; “Bununla iyilikten başka bir şey kasd etmedik” diye muhakkak yemin edecek olanlar vardır. Allahü teâlâ tanıklık eder ki; onlar, şeksiz-şüphesiz yalancıdırlar. Sen onun içerisinde hiç bir vakit namaza durma. Tâ ilk gününde temeli takva üzerine kurulan mescid, senin içinde kıyamına elbette daha lâyıktır. Orada tertemiz olmalarını arzulamakta olan erler vardır. Allahü teâlâ çok temizlenenleri sever. Binasını, Allah korkusu ve rızâsı üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa yapısını yıkılacak bir yerin kıyısına kurup da onunla birlikte kendisi de Cehennem ateşine çöküp giden kimse mi? Allah, zâlimler güruhuna hidâyet vermez.Onların kurdukları binâ, kalblerinde temelli bir şek ve nifaka sebeb olacaktır. Meğer bu kalbleri ölümle parçalanmış olsun. Allahü teâlâ her şeyi ‘ bilen, her yaptığını yerli yerince yapandır.”Tevbe 107-108-109-110

Peygamber efendimiz bu âyetlerin nazil olmasından sonra, Mâlik bin Duh-şüm ile Âsim bin Adiy’e(r.anhümâ); “Şu halkı zâlim olan mescide gidiniz. Onu yıkınız, yakınız” buyurur. Onlar da akşam ile yatsı arasında gidip, binayı ateşe verirler. O sırada Dırâr Mescidi cemâati içeridedir. Dırâr Mescidi’ni yakıp, yıktıkları sırada, hiç ses çıkaramayan münafıklar dağılıp giderler.Başları olan Abdullah bin Übey bin Selül bu hâdiseden iki ay kadar sonra ölmüştür.

Münafıklar bu hamleleri ile müslümanların arasını bölmek ve birbirine düşürmek istiyordu. Oysa şimdiki Liberal camii hamlesi ile islamın içini boşaltacak ve buna inanacak bir nesil yetiştirmek istiyorlar.

 

Sorulması gereken bazı sorular var..

 

Soru: Bu liberal camisi tutar mı?

 

Cevap: Bal gibi de tutar. Biz müslümanların suskunluğundan dolayı öyle bir tutar ki işin vehametinin farkına vardığımızda çok geç bile olur. Ümmet susar mı? Evet susar. Aynen Şeyh Ahmet Yasin’in Allah’a şikayet ettiği gibi susar: “Ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum Allah’ım.” demişti. İsrail’in bombalarına ses çıkarmayan bu ümmet için.

 

Soru: Bir müslüman böyle bir camiyi kabul eder mi? Ederse niye etsin?

 

Cevap: Dinini bilen öğrenen,öğreten bilinçli bir müslüman için söz konusu değil elbette ama ramazancı,bayramcı,cumacı,kimlik müslümaları ve islamı sadece caminin içinde olması gereken bir din olarak bilen müslümanlar arasında çokta iyi tutar.Maalesef dini vecibelerini yerine getirmeyen müslümanlar bunları işlerini,meşguliyetlerini, yada tembellik ve nefsi acziyetlerini gerekçe göstererek ama bu islami emirleri de inkar etmeyerek yapmadıklarını söylüyorlar. Eğer bu gerçekleşirse. Şu an ibadetlerini yapmayan ama islamın emir ve yasaklarını da inkar etmeyen bu müslüman nesil bu camiinin öncelikli hedefleri arasında olacaktır. Buna nefis ve şeytanın oyunlarını da eklersek. Bu tür müslümanlar. Çok rahat buna ittiba edecekler. Ve nefislerine hoş gelen kadın ve erkek karışık bu ibadet(!) şeklini benimseyecek ve hatta biz de ibadet ediyoruz ama siz bizi beğenmiyorsunuz gibi karşılaştırmalar bile yapacaklar.Bunlar hemen olamayacak yava yavaş ve yıllar sürecek bir aşamada nefsin istek ve arzularına boyun eğilmiş olacak. Peki namaz kılmayan ve ibadetlerinde tembel olan bir insan neden bu camide kılsın ki? En bariz ifadeyle Allah’ın karşı çıktığı herşey nefse hoş gelir. Nefis ve Şeytanın birleştiği bir düşmanı küçümsememek lazım.

Sun Tzu’nun dediği gibi:  “Düşmanını küçümseyen adamın kaybetmesi kaçınılmazdır” Çünkü küçümseyen gereken tedbiri almaz ve yeterince çalışmaz. İşte nefse hoş gelen bu aşamada kişiye namaz ve ibadet tatlı gelecek çünkü bu sözde ibadetlerin Allah katında hiçbir anlamı olmayacak. Şeytan’da zaten bir kul’u boş şeylerle meşgul ederek Allah’a asi olmasını sağlar. Bazen bunu kişiye sol tarafından yaklaşarak yaptığı gibi bazen ayetin de dediği gibi sağdan yaklaşarak ibadetlerini sevimli gösteriri yada Allah’ın rahmetiyle kandırarak yapar. Yani kişiye yaptıklarını doğru gösterir.

“Kim, Rahmân’ın Zikri’ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.” Zuhruf- 36

 

Bu Liberal Camii fitnesine karşı bir Müslüman ne yapmalı?

Peygamber sav kendi dönemindeki Dırar Mescidini Allah’ın uyarmasıyla (Tövbe 107-110) yakıp yıktırır. Peki biz müslümanların böyle bir gücü var mı. Maalesef yok. Bırakın yıkmayı. Onlara karşı geliştirilecek herhangi sert bir söylem bile ötekileştirilerek şiddet yanlısı, radikal bir müslüman ve terör destekçisi yaftalarla hemen susuturulacaktır. Bu tür İslamın içinin boşaltılması hamlelerine müslümalar bir ümmet olarak hep beraber tepki koymadıkça. Müslümanlar bu tür sapkın çıkışlara cevap verebilecek kapsamlı ilim, kitap, dergi, davet çalışmaları yapmadıkça. Karşılarına dikilecek ilim ehli olmadıkça. Bunların bugün yaptıklarının yarın meyvesi verecek. Belki biz değil ama çocuklarımız, torunlarımız gözlerini bunların her yerde olduğu bir dünyada açacaklar ve büyüyecekler. Ve gelecek nesil çok bilinen bir gerçek ile yüzleşecek.  “İnandığın gibi yaşamazsan yaşadığın gibi inanırsın” Ve onlar gözlerini açtıkları bu dünyada tanıdığı bildiği çepeçevre kuşatılmış olan içi bomboş sapkın bir islam ile yaşadıkları gibi inanacaklar. Birilerinin gerçeği söylemesi lazım. Belki çok olumsuz bir tablo çizdim hiç bir umut ışığı bile bırakmadım. İsrail’in yaptığı gibi 9 adam bir konuda hem fikirse 10. Adamın görevi ne kadar mantıksız olursa olsun hem fikir olmamaktır. Bence “Umutlu olmak güzeldir ama hem tedbirli hem umutlu olmak daha güzeldir.”

Aksi halde üstad Necip Fazıl’ın dizelerinde dediğini batının bizim için uyarlanmış haline hazır olmalıyız.

Batı artık bu liberal camiyle şunu söylüyor.

“İslam’da bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes

             Ey Muhammed’in İslam’ı artık nereden esersen es”

Kaynak

1-http://www.dw.com/tr/berlindeki-yeni-camiye-diyanetten-tepki/a-39346783

2-https://tr.sputniknews.com/avrupa/201706211028974246-almanya-liberal-cami-cuma-namazi/

3-https://tr.sputniknews.com/avrupa/201706261029038481-ikinci-liberal-cami-yakinda-aciliyor-ucuncusu-yolda/

4-http://ahmetsimsirgil.com/asrin-ihanetinin-analizi/

5-http://www.islahhaber.net/bahoz-erdal-in-saf-degistiren-elemanindan-itiraflar-47247.html

6-http://www.sozcu.com.tr/2017/dunya/avrupada-yeni-akim-liberal-cami-1903911/

7-http://www.dw.com/tr/d%C3%BCnyada-en-h%C4%B1zl%C4%B1-yay%C4%B1lan-din-islam/a-18371262

8-  http://www.dw.com/tr/avrupa-ya%C5%9Flan%C4%B1yor-kalifiye-i%C5%9F-g%C3%BCc%C3%BCne-ihtiya%C3%A7-var/a-3808303-1

9-  http://www.adagazetesi.com.tr/avrupada-dogum-oranlari-alarm-veriyor.html

10-  http://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Tarihi-Ansiklopedisi/Detay/MESCID-I-DIRAR/507

11-Sîreti İbn-i Hişâm; cild-3. sh. 71. cild-4. sh. 173-174

12-Tabâkâtı İbn-i Sa’d; cild-3. sh. 540-541

13-  Megâzi(Vakıdî); cild-2. sh. 441. cild-3. sh. 1047-1049

14-  Delâil-ün-nübüvve; sh. 42

15-  Tefsir-i Taberî; cild-11. sh. 24. 25. 26

16-  Taberî Târihi; cild-3. sh. 147. 148

17-  Mevâhibü Ledünniyye; cild-1. sh. 226

18-  Diyar Bekrî-Hâmis; cild-2. sh. 130

19-  Peygamberler Târihi Ansiklopedisi; cild-6, sh. 178, 179

 

CEVAP VER