CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN DİYARBAKIR MİTİNGİ ve 2019 SEÇİMLERİNE OLASI YANSIMALARI

0
6048

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN DİYARBAKIR MİTİNGİ ve 2019 SEÇİMLERİNE OLASI YANSIMALARI

Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Referandumu için 1 Nisan’da Diyarbakır’a gelen ve önemli mesajlar veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık bir yıl sonra partili cumhurbaşkanı olarak il kongresine katılmak üzere bugün (17 Mart 2018) yine Diyarbakır’daydı.

Bir yıl önceki miting de özellikle duygulara hitap eden mesajlarına rağmen “bugün kendisinin de belirttiği gibi” referandumda oy oranı çok fazla yükselmemiş beklentilerinin altında kalmıştı. Hem de 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerine göre referandumda oylar bir miktar yükselmiş olmasına rağmen.

O gün Diyarbakırlı seçmenin oy tercihini olumsuz yönde etkileyebilecek pek çok parametreye karşın ulaşılan oy oranı beklentilerin altında kalmış olsa da kanaatime göre Diyarbakır ve bölgede hükümet kanadı açısından oluşturduğu pozitif psikolojik ivme bakımından başarılı olarak nitelendirilebilecek bir sonuçtu.

Ayrıca Güneydoğu’da önceki seçimlere kıyasla her ilde evet lehinde gerçekleşen oy oranı artışı referandumun adeta kıl payı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arzuladığı şekilde sonuçlanmasını sağlayan çok stratejik bir tercih olmuştu. Yani referandum sonucunu Diyarbakır ve bölge illerinde evet oyu yönünde gerçekleşen belki yetersiz ama sonucu itibariyle büyük öneme sahip oy artışı belirlemişti.

Referandum sonrası Diyarbakır ve Güneydoğu’daki seçmenin oy tercihini etkileyecek, halkın Ak Parti ve özelde Erdoğan’a yaklaşımını olumlu veya olumsuz biçimde değiştirme olasılığı taşıyan çok sayıda ciddi iç ve dış siyasi konu vuku buldu.

Özellikle yaklaşık iki aydır devam eden Afrin Operasyonu, MHP ile 2019 için yapılan seçim ittifakı gibi sıcak siyasi konular halkın Erdoğan’a göstereceği ilginin düzeyini daha da merak ettiriyordu.

Bununla birlikte Erdoğan’ın Diyarbakır mitingleri her zaman verilecek muhtemel siyasi mesajlar için büyük önem taşımakta, ciddi merak ve beklenti oluşturmaktadır. Aynı beklenti bu buluşma için de geçerliydi.

Cumhurbaşkanı önce Mardin’e gitti. Miting ve kongre konuşması ardından iki saate yakın bir gecikme ile Diyarbakır’a geldi.

BULUŞMADAN ÖNCE ŞEHİR

Erdoğan’ın Diyarbakırlılarla buluşmasına geçmeden önce şehre dair gözlemlerimi kısaca aktarmak istiyorum. İl kongresi tarihinden günler önce şehrin ana güzergahlarında, bilbordlarda Erdoğan’ın Diyarbakır’a geleceğine dair gerekli tanıtımlar yapılmıştı.

Bu çerçevede özellikle Elazığ ve Urfa Bulvarlarındaki aydınlatma direkleri Erdoğan fotoğrafları ve Türkiye Bayrakları ile süslenmiş, şehrin önemli noktalarına, üst geçitlere Erdoğan sevgisini içeren, halkı kongreye davet eden onlarca büyük pankart asılmıştı.

Bu tabloyu Erdoğan’ın birkaç yıl önceki gelişlerinde görmek neredeyse imkânsızdı. Hatta Erdoğan’ın önceki Diyarbakır’a gelişlerinden bir kısmı onun mesajlarından çok adeta belediye tarafından ona tepki amacıyla toplanmayan çöplerle gündeme gelmişti. Şehirdeki bu görsel değişimde belediyelere atanan kayyumların etkisini göz ardı etmemek gerek.

Şehrin bugünkü atmosferi açısından bir değerlendirme yapıldığında aslında miting alanı ve oraya açılan yollardaki güvenlik tedbirleri, belli noktalardan miting alanına yönelen araç konvoyları ve bundan kaynaklı bazı güzergahlardaki trafik yoğunluğu dışında vatandaşlar açısından fazlaca bir değişiklik göze çarpmıyordu.

Miting  ve kongrenin yapılacağı Dicle Kent bölgesi ve Elazığ Bulvarı çevresinde, arka cadde ve sokaklarda ise miting heyecanı ve coşkusu görülüyordu. Ellerinde Türkiye ve Ak Parti bayrakları ile her yaşta binlerce insan konuşma alanına ve spor salonuna ulaşmaya çalışıyordu.

Erdoğan’ın halka hitap edeceği Elazığ Bulvarı üzerinde oluşturulan miting alanına girişler tek noktadan yapılıyordu. Güvenlik tedbirleri alınmış olmakla birlikte bir önceki yıl valilik önünde yapılan miting kadar sıkı tutulmamıştı.

Elazığ Bulvarı üzerinde miting için ayrılan geniş ve uzun alan hayli doluydu. Alanın çevresinde de hatırı sayılır bir dinleyici kitlesi vardı. Ayrıca kongrenin yapılacağı salondaki partililer de eklenince Erdoğan’ı dinlemeye gelen kitlenin öncekine kıyasla çok daha fazla olduğu söylenebilir.

ERDOĞAN’DAN MESAJLAR: “ÜLKEMİZDE KİM KÜRTLÜĞÜNDEN DOLAYI ZULME UĞRASA BEN YANINDAYIM, BİRLİKTE ONUN MÜCADELESİNİ VERİRİM”.

Erdoğan’ın miting alanında, spor salonunda ve Sur’daki temel atma töreninde verdiği mesajlar genel itibari ile inanç merkezli, kardeşliğe vurgu yapan, duyguya hitap eden nitelikteydi. Diyarbakır’daki konuşması son dönemde diğer illerde yaptığı konuşmalarından kardeşliği ve inancı odak alması bakımından bariz farklılıklar taşımaktaydı.

Bu mesajlardan birkaçı şöyleydi:

Biz kardeşiz aramıza kimse giremez. Aramızdaki hukuk Hz. Adem’e dayanan, Hz. Muhammed Ümmeti ile perçinlenen bir hukuktur.

Bizim Diyarbakır’la muhabbetimiz güneşi gören kar gibi geçici değil, kalıcıdır. Diyarbakır’la et ve tırnak gibiyiz. Ne yazık ki bu kardeşliği bize çok gördüler.

Rizeli Tayyip Erdoğan ile Diyarbakırlı Mehmet Hasan da Allah’ın birer kuludur. Üstünlük arayacaksak bu ancak takva iledir. Herhangi bir kimse vilayeti, şehri yüzünden ayrımcılığa uğrayamaz.

Diyarbakır çok sıkıntılar çekti. Çok zor günler geçirdi. Diyarbakır’da çok büyük yanlışlar yapıldı. Biraz da bu yüzden bölge terör örgütlerinin cirit attığı bir yer halini aldı. Diyarbakır Zulme terk edildi.

Pek çok reforma imza attık. Yanlış uygulamalara birer birer son verdik. Farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi, bunlarla müzik yapılması, akademik çalışmalar yapılmasının önünün açtık. 2000’li yıllarda halkın bizden temel isteği olan o günkü OHAL’i kaldırdık.

Şiddetin ve terörün bitmesi için çok adım attık. Meseleleri demokrasi olsaydı attığımız adımlarla hiç terör kalmamalıydı. Ama barıştan anlamadılar. Biz de zorunlu olarak gücü devreye koyduk.

Ama bunların çoğu geride kaldı. Bugünlere sabrederek ulaştık. Hep beraber büyüdük, kardeş olduk, Türkiye olduk. Bugünlerimizin mimarı sizlersiniz.

ŞEHRE DAİR MESAJLAR

Şimdi Sur’u yeniden inşa ettik, 2 katrilyon harcadık. Yaklaşık 3.700 hasarlı binada yaşayan vatandaşlarımızın çoğu ile anlaşma sağlandı. Kimsenin mağdur olmasına izin vermedik. Hz. Süleyman Camisinin etrafını genişlettik, yeniledik, halkın hizmetine sunduk. Kurşunlu camisi ve zarar gören diğer tarihi yerleri restore ettik.

HDP’li belediyeler hizmet üretmedi, Diyarbakır belediye hizmetlerinin adını dahi unutmuştu. Belediyeye yolu düşen vatandaşların adeta emdiği süt burnundan gelmekteydi.

Ama biz atadığımız kayyumlarla şehre 24 katrilyonluk yatırım yaptık. Kırklar dağını temizledik.

Türkiye Kupası Finali Diyarbakır’da olacak.

VERİLEN MESAJLARIN 2019’A YANSIMASI NASIL OLUR?

Yukarıda da belirtildiği gibi Erdoğan’ın verdiği mesajlar kardeşlik ve inanç temelliydi. Erdoğan’ın Diyarbakır buluşmalarında bu vurgu hemen her zaman ön plandadır. Kardeşlik ve birlik mesajları elbette çok önemli olmakla beraber doz olarak biraz düşük kaldı diyebilirim.

Kentin geleceğine, yeni büyük yatırım ve projelere, kardeşlik hukukunu daha da pekiştirmeye, muhalif gönülleri daha fazla kazanmaya, onları yanına çekmeye dönük yeni ve umut vat edici daha güçlü mesajlar verilebilirdi.

Halkın bu yönde beklentisi daha fazlaydı.

Bu buluşma ve buluşmadan çıkan sonuçlar 2019 belediye ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini nasıl etkiler sorusunun cevabı oldukça zordur.

Kentte hâkim olan sessizlik oy oranlarını nasıl etkiler kestirmek güç. Son dönemde yapılan bazı kamuoyu araştırmalarında ve YÖRSAM olarak bizim de gerçekleştirdiğimiz araştırmalarda Ak Parti ve HDP kanadında henüz çok büyük seçmen kitlelerin fikir değiştirdiğini, diğer tarafa meyil ettiğini söyleyemeyiz.

Bununla birlikte Ak Parti’de 7 Haziran 2015 seçimlerinde yaşanan dramtik oy kaybının 1 Kasım 2015 ve 16 Nisan 2017 seçimleri ile toparlanma sürecine girdiği, HDP’ye kaybettiği bazı oyları geri almaya başladığını söyleyebiliriz.

Buna mukabil HDP’nin seçim barajını aşmaya endeksli stratejisi, bu çerçevede etrafında oluşan rüzgar ve devşirdiği lokal güç ile Ak Parti’nin yerel ve ulusal bazı yanlışları yüzünden 7 Haziran 2015’te ulaştığı çok yüksek oy oranından bir geri dönüşün olduğu açıktır.

Bunda HDP’ nin seçmen tercihini yeterince anlayamamış olması, siyasi yanlışlar ortaya koyması ve elbette devlet ve hükümetin bölgede etkisini eskiye nazaran arttırmasının etkisi büyüktür.

Dünkü buluşmada Erdoğan’ın verdiği mesajlar Ak Parti açısından ciddi yeni bir oy yükselişine; HDP açsından daha dramatik bir oy kaybına yol açar mı? Şimdilik bunun cevabı belirsizdir.

Bunun için uzun sayılabilecek bir süre bulunmaktadır. Burada yaşanabilecek ciddi oy değişiminde temel faktör Erdoğan’ın özelde Diyarbakır ve genelde bölgeye yönelik bundan sonra istikrarlı bir şekilde vereceği olumlu daha güçlü mesaj ve söylemlere bağlıdır.

Son bir iki yıldır devlet tarafında tesis edilen güvenlik ortamının etkisi ve özel bazı sebeplerle Ak Parti ve HDP arasında gezen oyların bir kısmı Ak Partiye dönmüş olmakla birlikte bu ivme ve yönelme henüz Ak Parti’nin Diyarbakır’da önceki birkaç seçimde ulaşmış olduğu düzeyin (2007’de yaklaşık % 41) altında kalmaktadır. Bu açıdan Ak Partinin oy arttırma potansiyeli bulunmaktadır.

Bunun için yeni ve daha güçlü bir söyleme ihtiyaç olacağını belirtmek gerekir. Yine belediyelerin kayyumlar eliyle yaptığı çalışma ve hizmetlerin de etkisi olacaktır. Buna rağmen 2019 belediye seçimlerini Ak Parti’nin Diyarbakır’da kazanması kolay görünmüyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise arttırılacak her puan Erdoğan’ın hanesine başarı olarak yazılabilir. Ancak gerçek bir başarı ve zafer ancak  2007’deki oy oranının aşılması ile ortaya çıkar.

Kanaatime göre mesele Erdoğan ve Ak Parti açısından 2019 seçimlerini kazanmanın çok ötesinde kalıcı ve uzun vadeli geniş kapsamlı gönül kazanma şeklinde ele alınmalıdır. Genelde Diyarbakır özelde ise bölgeye daha fazla özen gösterilmeli, devletin şefkat yüzü her zamankinden daha fazla ön planda tutulmalı, uzun süredir kurulmaya çalışılan güvenlik ve özgürlük dengesi arttırılarak devam etmelidir.

Bölgede ve Diyarbakır’da hizmeti önceleyen yöneticiler ve siyasetçiler tercih edilmeli. Her bireye tek tek yeniden dokunmalı, beklentileri öğrenilmeli, buna uygun adımlar atılmalı. Bölgedeki muhalif seçmene de yeniden kucak açılmalı, ötekileştirmekten kaçınılmalıdır.

Herkese bu ülkenin eşit, özgür ve müreffeh vatandaşları oldukları hissettirmelidir. Halkın aşını ve aidiyetini arttırmaya, temel hak ve özgürlüklerini korumaya ve daha da geliştirmeye, gönlünü daha fazla kazanmaya ilişkin yeni ve özel politika ve projeler geciktirilmeden uygulamaya konulmalıdır.

O zaman hem Erdoğan hem de ülke  bir seçimden daha fazlalasını kazanmış olacak.

Selametle kalınız.

PAYLAŞ
Önceki İçerikKAÇ 28 ŞUBAT ETTİ?
Sonraki İçerik24 HAZİRAN 2018 SEÇİMLERİ, ADAYLAR, STRATEJİLER, SORULAR VE BEKLENTİLER
Doç. Dr. Yılmaz DEMİRHAN
Doç. Dr. Yılmaz Demirhan, 1998’de İnönü Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu. 1999’da Niğde Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümüne Araştırma Görevlisi oldu. 2003’te Yüksek Lisans ve 2011’de Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Yönetim Bilimleri Anabilim Dalında yaptı. 2011’de Dicle Üniversitesine Yardımcı Doçent olarak geçti. 2015’te Doçent oldu. Halen Dicle Üniv. İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde görev yapmaktadır. Akademik ilgi alanları Kamu Yönetimi Teorisi, Kamu Yönetimi Örgütlenmesi, E-Devlet, Kamu Personel Yönetimi ve Yoksulluk gibi konulardan oluşmaktadır. 2016 - 2018 tarihleri arasında Yeni Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin başkanlığını yürüttü. 2018 Şubat ayından itibaren YÖRESEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (YÖRSAM)'nin başkanlığı görevini üstlenmiştir.

CEVAP VER