Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi: Kilitlenmeyi Açmak ya da Açmamak

0
2981

16 Nisan 2017’de referanduma sunulacak olan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, çağdaş demokratik rejimlerde sıklıkla karşılaşılan kilitlenme sorununu aşmaya yönelik olarak tasarlanmış özgün bir modeldir. Esasen Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye gündemine gelmesinin öncelikli nedeni de mevcut parlamenter sistemin yaşadığı ve bundan sonra da yaşaması muhtemel kilitlenme krizidir.

 

Siyaset bilimi literatüründe gridlock, deadlock veya political stalemate olarak kavramsallaştırılan “kilitlenme” hem parlamenter hem de başkanlık sistemlerinin önemli bir sorunu olarak görülmektedir. Siyasal kilitlenme farklı şekillerde tezahür edebilir. Çift meclisli Başkanlık sistemlerinde Kongre’nin iki kanadında çoğunluğun farklı partilerde bulunması ve partilerin veya yasama üyelerinin belli yasaları çıkarma noktasında anlaşmazlıklara düştüğü durumlarda kilitlenme meydana gelebilir. Diğer taraftan, başkanlık sistemlerinde siyasal kilitlenme, yasamanın bir veya iki kanadı ile yürütmeyi oluşturan başkanın farklı partilerden veya farklı siyasal tercihlere sahip olmalarından kaynaklı olabilir. Amerikan başkanlık sisteminde yasama ile yürütme arasındaki kilitlenme Başkanın yasaları veto yetkisi ile Senato üyelerinin meclis kürsüsünü sonu belirsiz bir şekilde işgal etmeleri anlamına gelen filibuster uygulamaları neticesinde ortaya çıkmaktadır. Parlamenter sistemlerde ise kilitlenme genellikle bir siyasal partinin Meclis’te tek başına hükümet oluşturacak çoğunluğu elde edemediği durumlarda yaşanır. Son dönemlerde Amerika başta olmak üzere birçok ülkede tek meclisli sisteme geçmek, Senato’nun filibuster uygulaması ve Başkan’ın veto yetkisini sınırlandırmak gibi önerilerle kilitlenme sorununu gidermeye yönelik arayışlar yoğunlaşmıştır.

 

Cumhurbaşkanlığı hükümet modelinin Türkiye gündemine gelmesinin öncelikli nedeni de mevcut parlamenter sistemin doğurduğu ve bundan sonra da doğurması muhtemel kilitlenme krizleridir. Türkiye’de Meclis’in tek kanatlı olması sebebiyle iki meclisli sistemlerde görülen kilitlenme yaşanmamakla birlikte, 1961 ve 1982 darbe anayasalarıyla temelleri atılan bürokratik vesayet kurumları ile halk tarafından seçilen milli iradenin temsilcileri arasında yaşanan çatışmaların doğurduğu krizler, sistemin demokratik bir şekilde işlemesine ket vurmuştur. 1970’li ve 1990’lı yıllarda koalisyon tecrübesi yaşayan Türkiye, zayıf ve istikrarsız hükümetlerle yönetilmek durumunda kalmıştır. 7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimler sonucunda tek partinin Meclis çoğunluğunu elde edememesiyle kilitlenen siyasal sistem, 1 Kasım 2015’te yeniden yapılan seçimlerde milletin ferasetiyle açılarak muhtemel bir siyasal krizin önüne geçilebilmiştir.

 

Mevcut parlamenter sistemde kilitlenmeye yol açan en önemli hususlardan bir tanesi de çift başlı yürütmedir. Yetkili ama sorumsuz cumhurbaşkanı ile başbakan ve bakanlar kurulundan oluşan çift başlı yürütme erki arasında sıklıkla uyumsuzluklar yaşanmıştır. 1982 Anayasası’yla önemli yetkilerle donatılmış güçlü bir Cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuştu. 2014 yılında Cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından doğrudan seçilmesi nedeniyle, halka hesap veren ve buradan aldığı meşruiyet ile yetkilerini sonuna kadar kullanan bir Cumhurbaşkanlığı makamı ortaya çıktı. Dolayısıyla Türkiye’nin mevcut sistemi neredeyse yarı başkanlık sistemi gibi işleyen, yürütmenin iki güçlü erkinden oluşmaktadır. Bu sistem ancak genetiği ile oynanmış bir parlamenter sistem olarak adlandırılabilir. Çift başlı yürütmenin iki tarafı da meşruiyetini halktan alıp yetkili ve güçlü olduğu için anlaşmazlık durumunda sistemin kilitlenmesi çok muhtemeldir. Yürütmedeki çift başlılıktan kaynaklı kilitlenme, bundan sonra da kriz üretme potansiyeli taşımaktadır.

 

Vesayet kurumlarının baskı ve kontrolü altında işleyen, zayıf ve istikrarsız koalisyon potansiyeli taşıyan ve çift başlı yürütmeden oluşan mevcut sistemin genel özelliği; istikrarsız hükümetler, askeri müdahaleler ile ekonomik ve mali krizler olmuştur. Bu sistemin bazı istisnai dönemler dışında, gelişen Türkiye’nin ihtiyaçlarına ve çağın gereklerine ayak uyduramadığı açıkça görülmüştür. 16 Nisan 2017’de halkoylamasına sunulacak Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi teklifi ile bir taraftan demokrasi ve hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesi hedeflenirken, diğer taraftan 1961 ve 1982 Anayasaları ile oluşturulan bürokratik vesayet yapılarının tasfiye edilmesi ve yürütmedeki çift başlılığın ortadan kaldırılarak tek başlı güçlü bir yürütme eliyle istikrarlı ve etkin bir yönetim modelinin oluşturulması öngörülmektedir.

 

Türkiye’nin başkanlık sistemine özgün bir katkısı olarak değerlendirilebilecek Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, başkanlık sistemlerinin genel özellikleri olan “yasama ve yürütmenin doğrudan halk tarafından seçimle belirlenmesi” ile “yürütmenin tek başlı olması” kurallarını benimsemiştir. Bununla birlikte Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde, başkanlık sistemlerinde sıklıkla görülen ve siyaset bilimi literatüründe bu sistemin bir dezavantajı olarak belirtilen siyasal kilitlenmeyi gidermeye yönelik farklı ve özgün bazı tasarımlar öngörülmüştür.

 

Amerikan başkanlık sisteminden farklı olarak, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde istikrarlı bir hükümet kurmak, yasama ve yürütme arasında uyumlu bir işbirliğinin oluşmasını desteklemek ve dolayısıyla sistemin kilitlenmesini önlemek için Cumhurbaşkanı ile TBMM seçimlerinin eş zamanlı yapılması kuralı benimsenmiştir. Yine bu çerçevede, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı ve TBMM’ye karşılıklı olarak seçimleri yenileyebilme yetkisi verilmiş olması, yasama ve yürütme arasında ortaya çıkabilecek kilitlenme krizini aşabilme ve birlikte uyumlu çalışmaya motive etme amacı taşımaktadır. Ayrıca cumhurbaşkanı hükümet sisteminde, Cumhurbaşkanı tarafından sunulan Bütçe Kanunu’nu Meclis’in kabul etmemesi halinde, değerleme oranında yürürlüğe girmesi hususu, başkanlık sistemlerine ilişkin siyaset bilimi literatüründe bir dezavantaj olarak görülen yasama ve yürütme arasındaki kilitlenmeyi önlemeye yönelik sistemsel bir mekanizma olarak değerlendirilebilir.

 

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, bu bağlamda iyi tasarlanmış, çağdaş demokratik rejimlerin yaşadığı ve yaşaması muhtemel sistem krizlerini önlemeye yönelik özgün bir modeldir. Kilitlenme sorunu yaşayan ülkeler gelecek yıllarda Türkiye’den bu özgün modeli alabilir.

CEVAP VER