Her Şerden Bir Hayır, Darbeden Sivilleşme Çıkarmak

0
1276

İlk Yayım Tarihi: 1 Ağustos 2016

15 Temmuz 2016 gecesi halk iradesi ile seçilmiş sivil hükümete yönelik darbe girişiminin halk ve güvenlik güçlerince püskürtülmesiyle Türkiye yeni bir sürece girmiş oldu. Gerek darbe gecesi halkın darbecilere göstermiş olduğu direnç gerekse hala devam eden sivil eylemler Türkiye’de birçok şeyin eskisi gibi olmayacağını açıkça ortaya koyuyor.

Krizlerin yeniliklere ve fırsatlara daima kapı araladığı, gecenin en karanlık anından sonra aydınlığın başladığı, her şerde bir hayrın olduğu bilinen gerçeklerdir. 15 Temmuz darbe girişimi de bu türden sonuçları ortaya çıkaracak gibi görünmektedir.

Nitekim son 100-150 yıldır çeşitli vesilelerle ortaya çıkıp, sözde Türkiye’yi içinden bulunduğu durumdan kurtarma adına yapılan demokrasi dışı müdahale mekanizmaları ve vesayet araçları yaşanan son darbe girişimi ile birliktetasfiye olma sürecine girmiştir.

20 Temmuz 2016’da Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun ilan ettiği 90 günlük yurt geneli Olağan Üstü Hal uygulaması (OHAL) ertesi gün TBMM tarafından da uygun görülmüştü.

Bu, adından da anlaşılacağı gibi olağan dışı bir yönetim demekti. Normal koşullara göre sivil hak ve özgürlüklerin biraz daha kısıtlandığı bir yönetim uygulamasıdır aslında OHAL. Ancak cumhurbaşkanı ve hükümet kanadının yaptığı açıklamalardan da anlaşıldığı gibi bu hal önceki OHAL’ler gibi değildir.

Bu OHALdevlet ve özel olarak hükümetin vesayet mekanizmalarından kurtulmasını hızlandıracak, sivilleşme ve demokratikleşmeyi daha da kurumsallaştırabilecek bir HALE benziyor. Yani vatandaşın temel hak ve özgürlüklerini eski uygulamalarda olduğu gibi fazla sınırlandıran, günlük yaşantısının tümünü güvenlik lehinde kısıtlayan bir OHAL görünümünde değil.

Yazdıklarım bir çelişki içeriyormuş gibi görünse de kısa zamanda bu süreçteyapılan ve yapılması düşünülen düzenlemeler de bu OHAL’in öncekilerden farklı olduğunu açıkça gösteriyor.

Öyle ki son on günde Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lerle yapılan kapsamlı düzenlemeler Türkiye’nin yeni OHAL’inde olağan üstü değişmeleri ortaya koyuyor.

Özellikle bugün çıkarılan 669 sayılı KHKdevlet ve askeri idarede köklü değişiklikler içeriyor.

İlk iki KHK son darbe girişimiyle ilişkili kişi ve yapıların tasfiyesini amaçlıyordu. Bu KHK ise cumhurbaşkanı ve hükümet yetkililerinin ifadesi ile her durumu fırsat bilip Türkiye’de darbe üretmeyi alışkanlık haline getirmiş kimi mekanizmaların tasfiyesini, askeri vesayetin kırılmasını, sivil idarenin güçlenmesini ve böylece darbe ve darbeye zemin hazırlayan bazı yapı ve düşüncelerin önünü temeli kapatmayı hedeflemektedir.

Bu hedefe hizmet etmek üzere son KHK ile kuvvet komutanlıkları Milli Savunma Bakanlığına Bağlanmış, askeri lise ve subay-astsubayokulları kapatılmış, yerine kurmay subay yetiştirmek ve lisansüstü eğitim vermek üzere Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde Milli Savunma Üniversitesi kurulmuştur.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve askeri hastaneler Sağlık Bakanlığına bağlanmış, Milli Savunma Bakanlığı taşra yapısı oluşturulmasına karar verilmiştir.

KHK ile yapılan en önemli düzenlemelerden biri de Yüksek Askeri Şura (YAŞ)’nın yapısı ile ilgili olmuştur. 2000’li yılların başında yaptığı düzenlemelerle Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısını siviller lehinde değiştiren hükümet bu sefer YAŞ’ta sivil üye sayısını arttırmak ve Şura’da sivil asker dengesi tesis etmek için Başbakan ve Milli Savunma Bakanı’nın yanına Başbakan yardımcıları, Adalet, İçişleri ve Dışişleri bakanlarını da eklemiştir.

Darbe sonrası süreçte ilan edilen OHAL ‘de yapılan düzenlemeler önümüzdeki süreçte sivil siyaset ve kurumların ön plana çıkmasını sağlayacağı gibi askeri kişi ve kurumların sivil otoriteye bağlılığını güçlendirecek gibi görünmektedir.

2000’li yıllarda MGK yapısının değiştirilmesi ile güçlendirilmeye çalışılan sivil irade yukarıda atılan adımlar ve önceki günlerdeJandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlanması kararları ile desteklenmiştir.

Askeri okulların kapatılmış olması küçük yaşlardan itibaren belli kalıplara sokularak katı bir askeri disiplin içinde yetiştirilen asker kişilerin ordu içinde darbe heveslisi odakların emrine sorgusuz sualsiz girmelerinin ve sivil otoriteyi ortadan kaldırmanın önünü kapatacak bir girişimdir. Askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığına devri asker kişilerin pek çok alandaki ayrıcalıklarını ortadan kaldıracak olması ve diğer memurlarla onları belli kamu hizmetlerinin alımı bakımından eşitlemesi açısından önem arz etmektedir.

Türkiye’de önümüzdeki günlerde yapılacak yeni yasal -anayasal düzenlemelerle Genel Kurmay Başkanlığı’nın da sivil iradeye açık biçimde bağlanması gündemdedir (1960 öncesinde Genel Kurmay önce başbakan sonra Milli Savunma Bakanlığına bağlanmıştı).

Yapılan değişiklikleri hükümet sistemi açısından da okumak gerekir. Özellikle MİT ve Genel Kurmay Başkanlığının Cumhurbaşkanlığına bağlanması isteği başkanlık sistemine geçilene kadar Cumhurbaşkanlığını güçlendirmeye dönük adımlardır. Bunu önümüzdeki günlerde yeni bazı birimlerin de saraya bağlanması takip edebilir. Belki de önümüzdeki günlerde yeni icrai birimlerle güçlendirilmiş bir cumhurbaşkanlığı uygulaması başkanlık sistemine ihtiyaç göstermeyen kendine özgü bir yönetim modelini Türkiye’de işlevsel hale getirebilir.

Özetlemek gerekirse Olağan Üstü Hal Uygulamasında atılan bazı adımlar normal zamanlarda bir türlü yapılamayan, gerçekleştirilemeyen bir dönüşüm imkânı sağlayarak Türkiye’yi sivil siyaset lehinde normalleştirecektir. Sivil siyaset ve temel hak özgürlükleri geliştirmeye vesile olacaktır. Ve belki de Türkiye’nin adını bir daha askeri darbe ve girişimlerle yan yana getirmeyecek hayırlı bir sürece yol açacaktır.

O zaman Türkiye gerçek ve kurumsallaşmış bir demokrasiye ulaşır. Hiçbir kişi ve kurum da doğrudan veya dolaylı olarak siyaset dışı yollarla milli idareyi ele geçirmeye, baskılamaya, manipüle etmeye kalkışma cesaret gösteremez.

PAYLAŞ
Önceki İçerikTürkiye’de Hükümet Sistemi Arayışlarına Halkın Bakışı: Diyarbakır Örneği
Sonraki İçerikEkonominin Biyonik Adamı Diyarbakır
Doç. Dr. Yılmaz DEMİRHAN
Doç. Dr. Yılmaz Demirhan, 1998’de İnönü Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu. 1999’da Niğde Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümüne Araştırma Görevlisi oldu. 2003’te Yüksek Lisans ve 2011’de Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Yönetim Bilimleri Anabilim Dalında yaptı. 2011’de Dicle Üniversitesine Yardımcı Doçent olarak geçti. 2015’te Doçent oldu. Halen Dicle Üniv. İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde görev yapmaktadır. Akademik ilgi alanları Kamu Yönetimi Teorisi, Kamu Yönetimi Örgütlenmesi, E-Devlet, Kamu Personel Yönetimi ve Yoksulluk gibi konulardan oluşmaktadır. 2016 - 2018 tarihleri arasında Yeni Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin başkanlığını yürüttü. 2018 Şubat ayından itibaren YÖRESEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (YÖRSAM)'nin başkanlığı görevini üstlenmiştir.

CEVAP VER