Referanduma Doğru Evet-Hayır Denklemi, Söylemler ve Handikaplar

0
2642

Bir tarafa göre rejimin, diğer tarafa göre sadece hükümetin değişeceği bir refenduma milletçe gidiyoruz. Kılıçlar şimdiden çekildi. Argümanlar peşi sıra dizildi. Kimi dini içerikli, kimi demokrasi ile bezenmiş kimi ise tehdit içeren argümanlar.

Hayırcıların tek argümanı Tayyip Erdoğan nefreti ve aslında onun şahsında temsil edilen değerler. Hayır cephesinden bunun dışında bir başka gerekçe duyanınız var ise beri gelsin. Önceki seçimlerde birlikte ne güzel salladık söylemini belki de yeniden başarmak istiyorlar. Ama köprünün altından çok sular geçtiği de bir vaka. Türkiye iki yıl önceki Türkiye değil, ne birlikte sallayanlar ne de ikisi tarafından sallanan parti eski konumunda.

En başta dedik ya söylemler gittikçe değişiyor. Evet ve hayırın gerekçesi zaman zaman ayetlerle açıklanmaya çalışılıyor. İlginçtir hayırda hayır var diyenler (biliyorsunuz önceki referandumların birinde de bu müzmin hayır cephesinin sloganıydı) dini referansları zamanında halkın gündeminden çıkarmayı, yerine aklın üstünlüğünü ikame etmeyi modernleşmenin temel ölçütlerinden sayıyordu. Diğer taraftan bütün varlığını sekülerleşme üzerine inşa eden ve neredeyse bütün referanslarını bunun dışında arayan hayırın diğer partisinin bir milletvekili evet demeyi kurandan referans gösterdiği ayetlerle Allaha şirk koşmak olarak gösteriyor. Muhalefetin durumu bu.

Ya Evetçiler. Maalesef bu cenahtan da bir kesim konuyu bu çerçevede tartışıyor. Şeytan bir kez hayır dedi şeytanlaştı türünden izahlar kanaatimce hayır cephesine yarar tıpkı evetçilerin şirk koşacaklarını iddia etmek gibi.

İlla da eveti savunmak istiyorsanız Ak Parti’nin 15 yıldır yaptığı yüzlerce binlerce icraatları anlatılsa ve yeni sistemle bunlar daha da katlanacak denilebilse daha iyi olmaz mı? Örneğin başörtü konusunun tartışma konusu olmaktan çıkması kamu dahil her yerde başörtü serbestliğinin yaşanması bunun bir tık ötesi yani evetin gerekçesi açısından kanun değişikliğinin vaat edilmesi muhafazakar yada dindar bireyleri evet etrafında birleştirmez mi? Yozgat’ta anlatılacak olan ile Diyarbakır’da anlatılacak olan mevzular evet farklı lakin aynı gemide gidildiği izah edilse daha uygun olmaz mı, yada Fetö’cü hakim ve savcıların 90’ lar dan bu yana haksız ve hukuksuz yere içerde ömür tükettirdiklerinin yeniden yargılanmasının  önündeki engellerin kaldırılması ile serbestîyetleri bu cepheyi en azından bu bölgede daha fazla güçlendirmez mi (Hadi ama yapmayın Ergenekon’cu yüzlerce masuma !!! Bu muameleyi reva gördünüz ama!), veya örgütün halk üzerinde yarattığı son iki yıllık travmayı daha fazla özgürlükçü açılımların olacağı konusunda ikna edici ifadeler ve vaatlerde bulunulması kararsız Kürt seçmenin üzerinde başarıyı getirmez mi, belediyeler atanan kayyumların görevlerini hakkı ile yapması vatandaşların beklediği hizmetleri trafsız bir şekilde üretmesi evete yaramaz mı? Ak Parti iktidarının en başarılı hizmetlerinden olan sağlık hizmetlerinin (geçen hafta Diyarbakır Kulp ilçesi kırsalında gebe annenin heliport ile kurtarılması vb.) halka daha fazla ifade edilmesi ve bunların daha da ileri taşınacağını beyan  edilmesi bu haneye yeni eklemeler yapmaz mı?

Doğu için daha gerçekçi ve eller tutulur gözle görülür dev projelere imza atılsa, Sur, Şırnak, Cizre ve benzeri tahribat görmüş şehirler bir an önce imar edilse, mağdur olan vatandaşların umutları daha da canlandırılsa, mağduriyetleri tez elden giderilse, yeniden kalkınma hamlesi hızlı ve istikrarlı ama herşeye rağmen başlatılıp sürdürülse emin olun halk elbette hakkı görecek ve tercihini evetten yana kullanacaktır.

Ayrıca tartışmayı 18 maddelik paket üzerinden daha fazla yapmamız gerekmez mi? Yeni sistemin getirip, götürecekleri üzerinden düşünmek daha doğru bir yaklaşım değil mi? Örneğin vatandaşın sırtından rant devşiren parlementer sistemin milletvekilleri üzerinde düşünsek, onların bir aylık telefon faturasının bu memlekete maliyetini hesap etsek, ihale peşinde koşan vekiller, adamlarını bir yerlere koymaya çalışan vekiller vs…vs…), ya parlamenter sistemin doğurduğu koalisyonlar, bunların zaaf ve anlaşmazlıklarını bahane ederek darbe yapanlar hep parlamenter sistemde yaşadığımız olumsuzluklar değil mi?

İki cephenin handikapları

Hayır cephesinin handikapı bana göre bu milleti yeterince tanımamalarıdır. Millet için elle tutulur gözle görülür proje üretmek yerine meseleyi ve kavgayı şahıslar üzerinden sürdürmektedirler. Millet makul olanı, sağduyu ile yıllardır seçmeyi, zaman zaman yanlış yapınca düzeltmeyi biliyor.

Evet cephesinin handikapları ise görüntüde evetçi olan, herhangi bir sarsıntı da veya dalgada gemiyi ilk terk edecek olanlardan olacağı halde Erdoğan’dan çok Erdoğancı görünenlerdir. Bunlar kanaatime göre kar yerine zarar veriyor evet cephesine. Bu cenahın bir başka handikapı getirilmek istenen sistemin yeterince bilinmemesidir (ki Erdoğan da bunu ifade etti). Bunun basit cümlelerle halka çok açık anlatılması gerekir. Diğer bir handikap 15 Temmuz sonrasında bir birine karışan at izi ve it izi nedeniyle gerçekte masum olduğu halde mağdur olan ama sesini kimseye duyuramayan ve fakat gittikçe büyüyen kitledir. Daha önce Ak Partinin tabanı olan bu kitlenin küsme ihtimali var ama küçük gönül almalarla, oluşturulan komisyonların daha hızlı adaletli ve aktif çalışmaları ile bu küslüklerin ortadan kaldırılması daha kolay olabilir.

Son söz, bu referandum ne ilk ne de son olacaktır. Sistemlerin tamamı insanın daha iyi yaşaması içindir. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın bunun en güzel ifadesidir. Sonuç ne çıkarsa çıksın, hangi sistem olursa olsun ülkemizde huzur ve dayanışma daim olsun,

Cahit Sıtkı’nın ifadesi ile

 Memleket isterim 
Ne basta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yasamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

CEVAP VER