Yorsam’ın Dört İlde Yaptığı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Araştırmasının Sonuçları Üzerine

0
3803

Yeni Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (Yorsam) olarak şubat sonu ve mart ayının ilk çeyreğinde yaptığımız araştırmanın sonuçları bu hafta içinde kamuoyu ile paylaşıldı.

Araştırma Diyarbakır, Mardin, Batman ve Bitlis illerinde 1750 kişi ile yüz yüze ve tesadüfi yöntemle gerçekleştirildi.

Araştırmada katılımcılara cinsiyet, yaş, öğretim düzeyi gibi demografik değişkenlerle birlikte toplam 14 soru yöneltildi.

Soruların iki tanesi katılımcıların son seçimde hangi partiye oy verdikleri ve bugün seçim olsa kime oy vereceklerini sorguluyordu.

Diğer sorular ise halkın cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ilişkin görüşleri üzerineydi.

Araştırmada katılımcılara getirilecek sistem hakkında bilgilerinin olup, olmadığı, cumhurbaşkanlığı sistemi denilince akıllarına ilk gelen şeyin ne olduğu, referandumda oylarının ne yönde olacağı, Ak Parti ve MHP’nin referandumda aynı safta bulunmalarına nasıl baktıkları ve HDP’li milletvekilleri ile DBP’li belediyelere atanan kayyımların referandumda oylarını hangi yönde etkileyeceği gibi sorular yöneltildi.

Araştırmadan çıkan sonuçların hepsine web sayfamızda ayrıntılı bir şekilde ulaşmak mümkündür.

Ben burada sadece önemli gördüğüm bir kaç noktaya değinmek istiyorum.

Araştırma Kürt seçmenin ağırlıkta olduğu illerde yapıldığı için çıkacak sonuçlar da önem arz ediyordu.

Çünkü referanduma dair analizlerde genellikle referandum sonucuna Kürtler ve MHP’lilerin etki edeceği belirtiliyordu.

Dört ilde yapılan araştırmada katılımcılara yöneltilen “referandumda oyunuz hangi yönde olacak” sorusuna verilen %35’lik evet ve % 65’lik hayır oranı araştırma bağlamında Kürt oylarının sanıldığı kadar stratejik olmayacağını  gösteriyor. Başka bir ifade ile araştırma soncuna göre Kürt seçmenin oyu şimdilik sonuca tesir etmeyecek gibi. Zira Kürt seçmenin önemli ölçüde önceki seçimde oylarını verdikleri partilerinin yaklaşımlarına göre tutumlarını belirlediği görülüyor.

Ama evet oyu açısından rakamın bölgede evet’i temsil eden Ak Parti oylarının birkaç puan üstünde olduğunu da rahatılıkla söyleyebiliriz bu da evet oylarında bir artış eğilimi olduğuna işaret etmektedir.

Oy tercihinin büyük ölçüde siyasal partilerin tavırlarına göre belirlendiğini gösteren bir diğer veri ise seçmenlerin cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini ne kadar bildikleri ve nasıl bildikleri sorusundan çıkan sonuçlardır. Buna göre katılımcıların yaklaşık % 85’i sistem hakkında belli ölçülerde bilgilerinin olduğunu ifade etmişlerdir.

Nasıl bildikleri sorusu ise aslında sistem hakkında bilgilerinin sadece partilerinin görüşleri ile sınırlı olduğunu göstermektedir. Öyle ki evet oyu verenlerin oranı ile sistemi, güçlü iktidar, daha demokratik yönetim ve yönetimde istikrar olarak görenlerin oranı birbirine oldukça yakındır. Bununla birlikte bu üç seçeneği işaretleyenlerin oranı evet oylarının yaklaşık 5 puan üstünde çıkmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki hayır diyenlerin bir kısmı da aslında iktidarın söylemini paylaşıyor ama yine de oyunu hayır yönünde tutuyor.

Sisteme dair bilgi düzeyinde katılımcıların yaklaşık yarısının sistemi tek adam yönetimi olarak  görmesi bölgede oy oranı daha fazla olan muhalefet partisi HDP’nin söyleminin seçmenlerinin büyük kısmı üzerinde daha tesirli olduğunu, diğer taraftan iktidar tarafının da bu argümanı çürütecek güçlü bir izahat geliştiremediğine işaret ediyor.

Hükümetin getirdiği öneride böyle bir madde olmamasına karşın muhalefetin bunun üzerinden kampanyayı yürütmesi ve saha verilerine göre seçmenlerin yarısı kadarının bu algıyı benimsemiş olması evet oyunu bölgede arttırmak isteyen hükümetin buna dair yeni söylemler geliştirmesini kaçınılmaz kılıyor.

Önümüzde yaklaşık bir aylık süre bulunmaktadır. Evet cephesi ve özellikle hükümet getirilecek sistemi çeşitli vesilelerle muhatabına göre ayrıntılı ve spot cümlelerle seçmene anlatmayı sürdürse de anlaşılan bunların çoğu en azından araştırmamıza katılan katılımcılar tarafından yeterince anlaşılmış değildir.

Belki katı bir tarafgirlikle özellikle hayır oyu kullanacakların her halükarda bu yönde oy kullanabileceği düşünülebilir. Kanaatimce bu doğru değildir. Evet oyunu temsil eden Ak Parti’nin özellikle 2007 seçimlerinde gösterdiği başarıda kullandığı dil ve argümanların bir benzeri geliştirilebilse süreç içinde kendisinden kopanları yeniden çekebilir.

Bunun için şefkatli, umut vat eden, duygulara daha fazla hitap eden yeni güçlü bir söylem ve elbette seçmenlerin yaşamındaki sorunları da hızlı bir şekilde geciktirmeksizin çözecek politika ve mekanizmalar geliştirilmelidir.

Araştırmamızda dikkat çeken bir diğer nokta da son bir-iki yıldır bölgemizde yaşanan olayların halkta oluşturduğu küskünlüktür. Araştırmada katılımcılara yöneltilen önceki seçimde kime oy verdiniz ve bugün seçim olsa kime oy vereceksiniz şeklindeki sorulara katılımcıların verdiği yanıtlarda hiç kimse oranının yaklaşık 5 puan artmış olması aslında halkta siyasete karşı bir dargınlığı gösteriyor.

Artan küskün oranının çok büyük kısmı HDP’den kopmuş görünüyor. Bu da aslında halk arasında çokça konuşulan ve varlığı hissedilen HDP’e siyasetine yönelik tepkinin rakamlara yansıması şeklinde değerlendirilebilir. Bu kopuş HDP’li seçmenlerin bir kısmının partilerinin siyasetteki rolünü yeterince yerine getirmediği şeklindeki düşüncelerinin bir tezahürü olsa gerek.

Burada nasıl evet’i temsil eden hükümetin saha araştırması sonuçlarından kendine düşen dersleri çıkararak hayırcı ve kararsız seçmene yönelik ikna edici yeni bir söylem geliştirmesi gerekiyorsa benzer şekilde HDP kanadının da bu sonuçlardan bazı dersler çıkaracağı muhakkaktır. Parti yetkilileri de elbette bu kopuşun sebeplerini araştıracak, muhasebesini yapacak ve bölgemizde sivil siyasete daha fazla alan açılması için üzerlerine düşen çabayı gösteremeye çalışacaklardır.

Yazıya son vermeden önce şunu belirtmek istiyorum, elde edilen veriler dört ilde tesadüfi yöntemle yapılan bir araştırmadan çıkmıştır. Sahadaki anket uygulayıcılarımızın gözlemleri ve raporlarını da dikkate alarak evet oylarının bu dört ilde % 40 civarında çıkacağını tahmin ediyorum. Önceki seçimlerden farklı olarak kırsal oylarda da bir değişim olacaktır. Ayrıca katılım oranının da düşük kalacağı görülmektedir. Ve elbette bazı Avrupa Ülkelerinin son dönemde Türkiye’ye yönelik dışlayıcı tutumlarının da bölgemizde evet oyuna 2-3 puanlık olumlu yansımasının olacağını düşünüyorum.

Bu durumda evet oranı dört il için tahminime göre %40’ın altında olmayacaktır. Belirttiğim diğer sebeplerle %50’lere hatta biraz üzerine de evet oylarının tırmanması muhtemeldir.

Bir seçim sürecinde olmamıza karşın günlük yaşamımızda bölgemiz açısından ciddi bir seçim havası görülmemektedir. Genel ve yerel seçimlere oranla yoğun bir propaganda dönemi geçirmiyoruz. Anlaşılan referandum halkın birinci gündeminde yer almıyor. Siyasal partilerimizin tutumları da bunu destekliyor. Aslında bu durum bana göre normali yansıtıyor, diğer seçimleri bağlamından koparararak  ve  abartarak yaşadığımız bir gerçek. Son söz olarak şunu belirtmek isterim asıl olan güvenli ve huzurlu bir ortamda siyaseti ve seçmeni germeden, kucaklayıcı bir dille seçim propagandası yapmak ve halkın tercihine rıza ve saygı göstermektir.

PAYLAŞ
Önceki İçerikDindarlık (Dini Yaşayanlar) ve Dincilik (Dini Satanlar)
Sonraki İçerikBölge Halkının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Referandumuyla İlgili Düşüncelerini Ölçmeye Yönelik Saha Çalışması: Diyarbakır, Batman, Mardin, Bitlis
Prof. Dr. Yılmaz DEMİRHAN
Prof. Dr. Yılmaz Demirhan, 1998’de İnönü Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü'nden mezun oldu. 1999'da YÖK tarafından yapılan merkezi sınavda başarılı olarak ve yaptığı tercihe istinaden Niğde Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümü'nde Araştırma Görevlisi oldu. Aynı yıl 6 ay süreyle ODTÜ Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda İngilizce hazırlık eğitimi aldı. 2003’te Yüksek Lisans ve 2011’de Doktorasını Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Yönetim Bilimleri Anabilim Dalında yaptı. 2011’de Dicle Üniversitesi'ne Yardımcı Doçent olarak geçti. 2015’te Doçent, 2020 yılında ise Profesör oldu. Halen Dicle Üniv. İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde görev yapmaktadır. Ve aynı zamanda Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü görevini yürütmektedir. Akademik ilgi alanları Kamu Yönetimi Teorisi, Kamu Yönetimi Örgütlenmesi, Hükümet Sistemleri, Seçim ve Kamuoyu Araştırmaları, E-Devlet, Kamu Personel Yönetimi ve Yoksulluk gibi konulardan oluşmaktadır. 2016 - 2018 tarihleri arasında Yeni Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin başkanlığını yürüttü. 2018 Şubat ayından itibaren YÖRESEL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (YÖRSAM)'nin başkanlığı görevini üstlenmiştir.

CEVAP VER